İçeriğe geç

Pirinç en çok hangi ülkede ?

Pirinç En Çok Hangi Ülkede?

Bir Kayseri sabahında, zihnimde yankılanan bir soru…

Bir Düşünceyle Başlayan Yolculuk

Kayseri’nin sabahına uyandım. Gözlerimi henüz açtım, ama içimde bir boşluk vardı. Havanın serinliği, yüzümdeki sabah ışığı, bu şehre ait her şey sanki bana çok uzak gibi hissettiriyordu. Kafamda bir soru dönüp duruyordu: Pirinç en çok hangi ülkede yetişiyor? Neden şimdi? Neden bu soru? Bilmiyorum, belki bir şekilde içimde büyüyen bir boşluğun cevabıydı bu. Pirinç, kaygılarımın hemen dışında kalan, bana tanıdık, yerel bir şeydi ama yine de bu soruyu aklımdan atmak istedim. Gözlerim pencerenin buğusunda bulanık bir şekilde dışarıya kayarken, o sorunun tekrar kafamda yankılandığını fark ettim.

Bir Kültürün Derinliklerine Yolculuk

Pirinç, bizim yemeklerimizin belki de en çok tercih edilen malzemelerindendir. Kayseri’de, pirinç pilavı, taze sebzelerle hazırlanır ve sofraları renklendirir. Ama işte bu sorunun cevabını bir şekilde öğrenmem gerekiyordu. Zihnimde bir hışırdanma başladı, kalbimde bir boşluk vardı ve bu boşluk, beni doğru cevaba götürecekti. O sırada internete daldım, gözlerim ekranda gezindikçe içimde bir heyecan dalgası yükseldi. Çin… Hindistan… Endonezya… Tayland… Pirinç, dünyada en çok Asya’da yetişiyordu, işte orada en çok var ve Kayseri’nin mutfağında da en sık tüketilenlerden. Bu kadar önemli, bu kadar günlük, ama bir o kadar da sıradan. Yine de bu sıradan şeyin beni bu kadar heyecanlandırmasının nedeni, onun çok uzağından gelmesiydi.

Kayseri’den Dünyaya Biriyle Bağlanmak

Ekranda okudukça içimde bir hayal kırıklığı yükseldi. Ne kadar çabuk geçiyor zaman, diye düşündüm. Pirinç, aslında çoğu insan için sadece bir yemek malzemesi. Belki de bana bu kadar farklı gelen, büyüleyen bir anlam taşıması sadece kaybolan zamandan. Kayseri’de büyüdüm, pirinç pilavı hep vardı ama hiç üstüne düşünmedim. Bazen hayat, en basit şeylerde bize en büyük anlamları saklar, ne kadar uzağa gitsek de içimizde her şey bir şekilde buluşur. Belki de pirinç, sadece yemek değil, bir bağlantıydı. O andan sonra, bir çocuğun gözlerindeki umut gibi, içimde bir sevda uyanmaya başladı. Belki de her şeyin en çok yetiştiği yer aslında içinde büyüdüğümüz yerdi.

Bir Başka Düşünce

Bu düşünceler arasında kaybolmuşken, kaybolduğum yerin Kayseri olduğu gerçeği biraz daha belirginleşmeye başladı. Dünya gerçekten çok büyük, fakat bazen insan doğup büyüdüğü yerin dar sokaklarında kaybolmak ister. Bu kaybolmuşluk da, bir huzur verir. Pirinç gibi, doğal ve kendiliğinden… O sabah, Kayseri’nin sıcak kahvaltı kokusuyla uyanırken, fark ettiğim şey şuydu: Pirinç sadece bir yemek malzemesi değil, kültürün, geçmişin ve geleceğin bir bileşeni.

Bir gün Tayland’a gittiğimde, pirinç tarlalarının uçsuz bucaksız yeşilliğinde kayboldum. Fakat her şeyin bir kaynağı var. O kaynağa en yakın olduğumda fark ettim: Kayseri. Evet, Tayland’da büyümemiş olabilirim, ama bu pirinç hikayesini anlatan bir ben, Kayseri’de yaşamışım. Dünyanın en büyük pirinç üreticisi, binlerce kilometre uzakta da olsa, pirinç sadece bir sembol.

Ve Sonra…

Bir gün Kayseri’deki evimin penceresinden dışarıya bakarken, pirincin nerede yetiştiğiyle ilgili sorum bir başka düzleme geldi. Pirinç, sadece bir yediğimiz malzeme değil. Bizim duygularımızı taşır, geçmişi ve geleceği birleştirir. Bu basit soru aslında sadece pirinci değil, hayatı sormaktı. “Pirinç en çok hangi ülkede yetişiyor?” diye sorarak, içimdeki kaygıyı ve belirsizliği uzaklaştırdım. Pirinç, insanı olduğu gibi kabul eder; topraktan, o toprakta büyüyen umutlardan, kültürlerden beslenir. Kayseri’de büyüyen bir genç olarak, pirinç de bir şekilde benle büyümüş oldu. Hem yerel, hem küresel… Hem her an yanımda, hem uzaklarda…

İçimdeki boşluk, şimdi huzura dönüştü. Çünkü fark ettim ki, her şeyin yeri vardır. Ve belki de pirinç, en çok Kayseri’de yetişiyordur; kalbinde, sofrasında, düşüncelerinde.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
hiltonbet twitter